İçim öfke dolu... Kendimi yıpratacak kadar öfke doluyum tüm dünyaya.
Katliam yapanlara, gördüklerini görmüyormuş gibi davrananlara, susanlara, anlatmayanlara, hiçbir şey olmuyormuş gibi davrananlara. Hepsine öfke doluyum. Ve sevmiyorum onları. Hiç sevmedim. Yarın da sevmeyeceğim.
Arkadaşlarım da var aralarında yukarıda anlattıklarımdan... Öyle suskun devam eden hayatlarına. Sanki hiç bir şey olmuyormuş gibi, sanki küçücük çocuklar ölmüyormuş gibi bombalarla. En azından insanlık adına bile en ufak bir tepki vermeyen "arkadaşlarım". Ama daha fazla o sıfatın altında değiller. Siliyorum onları teker teker. Silmeye de devam edeceğim. Artık onları da sevmiyorum.
Tercihtir değil mi bu kimine göre?
Bence değil işte. Vicdansızlıktır böyle bir günde susmak. Ya korkaklıktır ya da vicdansızlık.
O yüzden arkadaş, bu yazıyı okuyor ve aynı fikirde olmadığını düşünüyorsan, çık git derhal bu sayfadan.
Hadi kazara arkadaşım isen düşünmeden sil beni, hayatının dışına çıkar. Çünkü dahil olmak istemiyorum. Çünkü bunu yazan bu kızcağız seni de hiç sevmiyor.
Ve umurunda da değil ne düşündüğün.
Çünkü katliamda öldürülen bebeklere acımayan kara bir kalbi ve onlar için "bize ne" diyen zehirli bir ağzı olan insanlardan gerçekten nefret ediyor.
Duadan başka hiçbir şeyimiz yok. Sadece dua edebiliyoruz acıyla. Kabul olmaları umuduyla...
Giderek ve giderek daha çok tiksiniyorum dünyadan. Düşünüyorum ki kıyamet gerçekten yaklaşıyor. Ve biz de nasiplenecek olsak da ateşinden iyi ki var cehennem. Zalimler için yaşasın!
Bir küçük not: Biliyorum ki kimse üzüntüsünü sosyal medyada göstermek ya da ilan etmek zorunda değil. Bunu kendisinde tutanlara da saygım sonsuz. Ama tamamen umursamadıklarını belli edenler var kakara kikiriye devam ederek, onlara yöneliktir bu öfkem.
Biliyorum, evet. Herkesin yaşamak zorunda olduğu bir hayatı var ve ben de bir noktadan sonra günlük hayatıma döneceğim. Ama en azından şimdi, bu kadar tazeyken, insanlar seslerini daha çok duyurmaya çalışırken, o sesi duyurmaya çalışanlardan olacağım.
Bu günlerde herkes tercihlerinden bahsediyor ya. Bu da benim tercihim.
Katliam yapanlara, gördüklerini görmüyormuş gibi davrananlara, susanlara, anlatmayanlara, hiçbir şey olmuyormuş gibi davrananlara. Hepsine öfke doluyum. Ve sevmiyorum onları. Hiç sevmedim. Yarın da sevmeyeceğim.
Arkadaşlarım da var aralarında yukarıda anlattıklarımdan... Öyle suskun devam eden hayatlarına. Sanki hiç bir şey olmuyormuş gibi, sanki küçücük çocuklar ölmüyormuş gibi bombalarla. En azından insanlık adına bile en ufak bir tepki vermeyen "arkadaşlarım". Ama daha fazla o sıfatın altında değiller. Siliyorum onları teker teker. Silmeye de devam edeceğim. Artık onları da sevmiyorum.
Tercihtir değil mi bu kimine göre?
Bence değil işte. Vicdansızlıktır böyle bir günde susmak. Ya korkaklıktır ya da vicdansızlık.
O yüzden arkadaş, bu yazıyı okuyor ve aynı fikirde olmadığını düşünüyorsan, çık git derhal bu sayfadan.
Hadi kazara arkadaşım isen düşünmeden sil beni, hayatının dışına çıkar. Çünkü dahil olmak istemiyorum. Çünkü bunu yazan bu kızcağız seni de hiç sevmiyor.
Ve umurunda da değil ne düşündüğün.
Çünkü katliamda öldürülen bebeklere acımayan kara bir kalbi ve onlar için "bize ne" diyen zehirli bir ağzı olan insanlardan gerçekten nefret ediyor.
Duadan başka hiçbir şeyimiz yok. Sadece dua edebiliyoruz acıyla. Kabul olmaları umuduyla...
Giderek ve giderek daha çok tiksiniyorum dünyadan. Düşünüyorum ki kıyamet gerçekten yaklaşıyor. Ve biz de nasiplenecek olsak da ateşinden iyi ki var cehennem. Zalimler için yaşasın!
Bir küçük not: Biliyorum ki kimse üzüntüsünü sosyal medyada göstermek ya da ilan etmek zorunda değil. Bunu kendisinde tutanlara da saygım sonsuz. Ama tamamen umursamadıklarını belli edenler var kakara kikiriye devam ederek, onlara yöneliktir bu öfkem.
Biliyorum, evet. Herkesin yaşamak zorunda olduğu bir hayatı var ve ben de bir noktadan sonra günlük hayatıma döneceğim. Ama en azından şimdi, bu kadar tazeyken, insanlar seslerini daha çok duyurmaya çalışırken, o sesi duyurmaya çalışanlardan olacağım.
Bu günlerde herkes tercihlerinden bahsediyor ya. Bu da benim tercihim.












